Bipolar bozukluk, bireyin ruh halinde, enerjisinde ve günlük işlevlerinde belirgin değişiklikler gösteren, tıbbi olarak tanımlanan bir ruhsal hastalık olduğunu dile getiren Güner, "Toplumsal damgalamanın azaltılması, erken tanı ve tedavinin öneminin vurgulanmasını daha da önemli hale getirmiştir. Bipolar bozukluk, bireyin ruh halinde, enerjisinde ve günlük işlevlerinde belirgin değişikliklerle seyreden, tıbbi olarak tanımlanmış bir ruhsal hastalıktır. Eskiden manik depresif bozukluk ismiyle de bilinen bipolar bozukluk, iki ayrı hastalık döneminin ( manik ve depresif ) görüldüğü iki uçlu psikolojik bir rahatsızlıktır. Bu durum kişinin aile, sosyal çevresi ve günlük yaşantısında çeşitli sıkıntılara sebebiyet vermektedir. Dünyada bipolar bozukluk sıklığının dünya nüfusunun yüzde bir ile yüzde beş arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Yaklaşık altmış milyon bipolar bozukluğa sahip bireyin bulunduğu projeksiyonel olarak belirtilmektedir, Ayrıca ülkemizde de iki milyondan fazla kişinin bipolar bozukluğu olduğu tahmin edilmektedir" şeklinde konuştu.
Uygun tedavi ve sosyal destekle bipolar bozukluğu olan bireyler, yaşamlarını üretken ve sağlıklı bir şekilde sürdürebildiğini aktaran Güner sözlerine şu şekilde devam etti: "Uygun tedavi ve sosyal destekle bireyler yaşamlarını üretken ve sağlıklı bir şekilde sürdürebilmektedir. Ancak toplumsal ön yargılar ve ruhsal hastalıklara yönelik etiketlemeler, bireylerin sağlık hizmetlerine başvurusunu geciktirmekte ve iyilik hallerini olumsuz yönde etkilemektedir" ifadelerini kullandı.