Her yıl 15 Mart, dünya genelinde tüketicilerin temel haklarına dikkat çekmek ve karşı karşıya kaldıkları sorunları gündeme taşımak amacıyla Dünya Tüketici Hakları Günü olarak anılmaktadır. Bu yıl Uluslararası Tüketici Örgütleri Birliği tarafından belirlenen tema “Güvenli Ürünler, Kendine Güvenen Tüketiciler” olmuştur.

Bu tema, piyasada giderek artan düşük kaliteli ve güvensiz ürünlerin tüketicilerin sağlığı ve güvenliği üzerindeki risklerine dikkat çekmeyi ve tüketicilerin bilinçlendirilmesini amaçlamaktadır.
Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER), 15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’de tüketicilerin yalnızca güvensiz ürünlerle değil, aynı zamanda derinleşen yoksulluk, hızla düşen alım gücü ve artan hak ihlalleri ile karşı karşıya olduğunu belirtti.
TÜKODER tarafından yapılan açıklamada, gıda, barınma, enerji ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlara erişimin her geçen gün zorlaştığı, özellikle asgari ücretliler ve emeklilerin artan yaşam maliyetleri karşısında büyük zorluklar yaşadığı ifade edildi.
Açıklamada ayrıca piyasada bulunan taklit ve tağşiş ürünler ile güvensiz malların tüketici sağlığını tehdit ettiği, dijitalleşmenin hızlanmasıyla birlikte çevrim içi alışverişlerde ve dijital platformlarda yeni tüketici hak ihlallerinin ortaya çıktığı vurgulandı.
TÜKODER, tüketicilerin haklarını arayabildiği önemli mekanizmalardan biri olan Tüketici Hakem Heyetlerinin sayısının azaltılmasının, tüketicilerin adalete erişimini zorlaştırdığına dikkat çekti.

Dünya genelinde yaşanan savaşların da gıda ve enerji fiyatlarını artırarak tüketiciler üzerinde ağır ekonomik sonuçlar doğurduğu belirtilen açıklamada, barışın tüketicilerin refahı ve yaşam koşulları açısından hayati bir gereklilik olduğu ifade edildi.
TÜKODER, Dünya Tüketici Hakları Günü dolayısıyla kamu otoritelerine şu çağrıda bulundu:
- Ürün güvenliği denetimleri artırılmalıdır.
- Taklit ve tağşiş ürünlerle etkin mücadele edilmelidir.
- Tüketicilerin temel ihtiyaçlara erişimini zorlaştıran fiyat artışlarına karşı kamusal politikalar uygulanmalıdır.
- Dijital tüketici hakları güçlü biçimde korunmalıdır.
- Tüketici Hakem Heyetleri güçlendirilmelidir.
- Asgari ücret ve emekli maaşlarında insanca yaşamı sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.
- Yoksullukla mücadele politikaları hayata geçirilmelidir.
Açıklamada, tüketici haklarının korunmasının yalnızca ekonomik bir mesele değil aynı zamanda demokrasi, sosyal adalet ve insan hakları meselesi olduğu vurgulandı.
Ancak bugün hem dünyada hem de Türkiye’de tüketicilerin karşı karşıya olduğu sorunlar yalnızca güvensiz ürünlerle sınırlı değildir.
Ülkemizde tüketiciler bazı kanun ve yönetmeliklerle korunmaya çalışılmaktadır. Ancak bütün bu düzenlemelere rağmen tüketiciler tam anlamıyla korunamadığı gibi, tüketici hak ihlalleri artarak devam etmektedir.
Bu durumun temel nedeni; T.C. Anayasası’nın 172. maddesinin (A) bendinde yer alan “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.” amir hükmüne rağmen, gelmiş geçmiş tüm siyasi iktidarların anayasanın bu hükmünü tam olarak uygulamaktan kaçınmış ve görmezden gelmiş olmalarıdır.
Bugün tüketiciler açısından en önemli sorunların başında derinleşen yoksulluk ve hızla düşen alım gücü gelmektedir. Gıda, barınma, enerji ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlara erişim her geçen gün zorlaşmakta; milyonlarca insan (onurlu) yaşam koşullarından giderek daha da uzaklaşmaktadır.
Temel ihtiyaçlara erişimin bu denli zorlaştığı bir ortamda tüketici haklarının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik bir mesele olduğu görülmektedir. Evrensel Tüketici Haklarının birinci maddesi olan “temel ihtiyaçların karşılanması hakkı” açıkça ihlal edilmektedir.
Öte yandan piyasada bulunan güvensiz ve standart dışı ürünler de tüketiciler açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır. Taklit ve tağşiş ürünler, yeterli denetimden geçmeden piyasaya sürülen mallar ve standartlara uygun olmayan üretim süreçleri, tüketicinin sağlığını ve ekonomik çıkarlarını tehdit etmektedir.
Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde ise tüketiciler dijital platformlarda yeni hak ihlalleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Kişisel verilerin korunması, yanıltıcı dijital reklamlar, çevrim içi alışverişlerde yaşanan mağduriyetler ve abonelik iptallerinde yaşanan zorluklar dijital tüketici haklarının güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Tüketicilerin haklarını arayabildiği en önemli başvuru mekanizmalarından biri olan Tüketici Hakem Heyetleri ise son dönemde sayılarının azaltılması ve erişilebilirliğinin zorlaşması nedeniyle ciddi bir risk altındadır. Oysa tüketicinin adalete erişimini sağlayan bu mekanizmaların güçlendirilmesi gerekirken zayıflatılması, hak arama yollarını daraltmakta ve tüketicileri daha büyük mağduriyetlerle karşı karşıya bırakmaktadır.
Diğer yandan dünya genelinde yaşanan savaşlar ve çatışmalar da tüketiciler üzerinde ağır ekonomik ve sosyal sonuçlar doğurmaktadır.
Savaş; açlık, yoksulluk ve ölüm demektir. Savaşın kaybedeni, bedelini ödeyen halklardır. Kazananı ise emperyalist ülkelerdeki silah tüccarlarıdır. Hiçbir ülke bir başka ülkeye demokrasi ve özgürlük götüremez. Bu nedenle barış yalnızca siyasi bir hedef değil, aynı zamanda tüketicilerin refahı ve yaşam koşulları açısından da hayati bir gerekliliktir.
BURADAN KAMU OTORİTELERİNE SESLENİYORUZ:
• Piyasaya sunulan tüm ürünlerde etkin ürün güvenliği denetimleri artırılmalıdır.
• Taklit ve tağşiş ürünlerle mücadelede caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
• Tüketicilerin temel ihtiyaçlara erişimini zorlaştıran fiyat artışlarına karşı kamusal politikalar güçlendirilmelidir.
• Dijital tüketici hakları güçlü biçimde korunmalıdır.
• Tüketici Hakem Heyetleri güçlendirilmeli, sayıları azaltılmak yerine artırılmalıdır.
• Küresel ölçekte savaş politikaları yerine barış ve sosyal adalet esas alınmalıdır.
• Tüketicinin temel ihtiyaçlarının karşılanma hakkının ihlali durdurulmalı, alım gücünü artıracak önlemler alınmalıdır.
• Asgari ücret ve emekli maaşlarında acil iyileştirmeler yapılarak insanca yaşam şartları sağlanmalıdır.
• Yoksullukla mücadele politikaları acilen uygulanmalıdır.
• Anayasanın 172. maddesi kapsamında tüketicileri koruyucu tedbirler alınmalı, tüketicilerin örgütlenmesinin önü açılmalı ve tüketici örgütlerinin güçlendirilmesi sağlanmalıdır.
• Doğayı talan eden, şirketlerin kasasını dolduran madencilik anlayışından vazgeçilmeli; doğa, toprak ve su korunmalıdır.
• İlçe Tüketici Hakem Heyetleri kapatılarak THH sayılarının azaltılması uygulamasına son verilmeli, kapatılan heyetler yeniden açılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki tüketicinin korunması yalnızca 6502 sayılı kanundan ibaret değildir; aynı zamanda demokrasi, sosyal adalet ve insan hakları meselesidir.
Güvenli ürünlerin olduğu, temel ihtiyaçlara erişimin sağlandığı, dijital hakların korunduğu ve tüketicilerin hak arama yollarının güçlendirildiği bir dünya mümkündür.
Ancak bu hedefe ulaşmanın en önemli yolu tüketicilerin örgütlü gücünden geçmektedir.
Bu nedenle;
Tüm tüketicileri haklarını öğrenmeye, örgütlenmeye ve tüketici hareketinin bir parçası olmaya,
kamu otoritelerini ve üreticileri tüketici haklarının korunması konusunda sorumluluk almaya,
tüm toplumu barışın ve insan onurunun yanında durmaya davet ediyoruz.
FlasHaber.com.tr